Türk kahvesi kültürünün kökeni, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Yemen’e, oradan da Etiyopya’ya kadar uzanır. Kahve, Etiyopya’da keşfedildikten kısa bir süre sonra Arap Yarımadası’nda yaygınlaşmıştır. Etiyopya’dan getirilen kahve ağaçları Osmanlı İmparatorluğu’nda dikildiğinde, farklı bir kahve türü ortaya çıkmıştır. O dönemde Yemen, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine Yemen Valisi Özdemir Paşa, kahveyi İstanbul’a getirmiştir.
Kahve, önce saraya farklı sunum teknikleriyle tanıtıldı, ardından halk tarafından tüketilmeye başlandı. Kahvenin gelmesiyle birlikte kahvehaneler açıldı. Kahvehaneler, yenilikçi, yaratıcı ve yetenekli insanların fikirlerini paylaştıkları bir yer haline geldi. İnsanları bir araya getiren bu gizemli içecek, devlet tarafından hükümete bir tehdit olarak algılandı ve defalarca yasaklandı. Bu yasaklara rağmen kahve tüketilmeye devam edildi. Kahve kültürü, Kudüs ve Mekke’yi ziyaret eden hacılarla tüm dünyaya yayıldı.
Etiyopya’da kahve, kahve meyvelerini kaynatarak hazırlanırdı. Türkler sayesinde, 16. yüzyılda kahve cezvede demlenmeye ve küçük fincanlarda servis edilmeye başlandı.
Geleneksel olarak, Yemen kahvesi Türk kahvesi için kullanılır. Günümüzde ise Türk kahvesi için Brezilya, Etiyopya ve Yemen Arabica kahveleri kullanılmaktadır. Geleneksel Türk kahvesi yapmak için, kişi başına en az 7 gram kahve ve 60 ml su kullanılmalıdır. Kahve miktarı isteğe göre artırılabilir. Türk kahvesi ince öğütülmelidir. Önce cezveye soğuk su dökülmeli, ardından kahve eklenmelidir. Daha sonra 2-3 kez karıştırılmalı ve kaynama noktasına ulaşana kadar beklenmelidir.
Kaynama noktasına özellikle dikkat edilmelidir, aksi takdirde kahve acı olur. Türk kahvesi köpüğü ile servis edilmelidir. Köpük, kaynama sırasında cezveden fincana dikkatlice aktarılmalıdır. Türk kahvesi için orta kavurma tercih edilir. Kahvenin kavurma süresi tamamlandığında, kahve ilk çatlamadan önce veya sonra soğutma tepsisine alınmalıdır.